9/30/2007

Aralıksız 112 Monty Python Skeci İzlemenin İnsan Sağlığına Etkileri Nelerdir?

Öncelikle sizleri D&R'lara davet ederek bu soruyu cevaplamak istiyorum. Bir tanesi hariç tüm Python'ların kişisel en iyi seçkilerinden oluşan 6 dvd'lik set indirime girdi. Tuhaf şekilde tanesi 14.99YTL'den satılıyor. Sırf bu kadarı bile "holy grail" diye bir film var ağbi çok acaip" diyenlerin kafalarına 5. level superpoke olup inecek kadar öldürücü bir bilgi. Bilhassa Graham Chapman seckisi ki hayattaki diger Pyhton'lar tarafindan hazirlanmis ozel alakayi hak ediyor bu ozel alakanin icinde yol, konaklama ve ultra her sey dahil ikrami dahildir. Neyse bu girizgahin ardindan sorumuzu cevaplandirmaya calisalim. Maddeler halinde bir siralama sanirim hepimiz icin daha kolay olacak:

1) Bir daha herhangi bir şeye gülememe.

Ara vermeden 112 Monty Pyhton skecini peşi sıra izlemenin ilk ve en önemli etkisi, bir daha başka herhangi bir şeye gülememek olacaktır. En azından bir süre. Bu süre bünyeden bünyeye farklılık gösterebilir ya da John Cleese ile aranızdaki samimiyet derecesine göre. Benim John Cleese ile direkt bir münasebetim olmadığından, tepkim yaklaşık 4 gün kadar oldu. 4 gün boyunca bırakın gülmeyi, sırıtmadım bile.

2) Etrafınızdaki insanlara izlediğiniz skeçleri oynamaya çalışıp ölümcül bir utanç duygusu ile yaşamak

Hiç şüphesiz ki iyi bir film izlediğinizde, iyi bir albüm dinlediğinizde, iyi bir kitap okuduğunuzda ya da süper bir maç seyrettiğinizde ister istemez bunu etrafınızdaki insanlarla paylaşma ihtiyacı duyarsınız. Söz konusu bir Monty skeci ise belkide skeçten daha komik bir duruma düşebilirsiniz. Yani diyeceğim olay Cem Yılmaz taklidi yapmaya benzemez, önleminizi alın. Taklit etmektense skeci izletin. Böylesi hem siz hem de uygar dünya için en iyisi olacaktır.

3) Süt leşi yiyememek

Tam bu noktada sizi cheese shop ile başbaşa bırakmak istiyorum.

4) Captain Beefheart ve Frank Zappa dinleme ihtiyacı

Monty Python'un müzikal anlamda karşılığının tuhaf şekilde Amerika Birleşik Devletinden çıktığını düşünmek bazılarımız için saçma gelebilir. İşte tam bu saçmalık da Python ruhuna denk düşen şey. Buradan hareketle plakların durduğu köşeye gidip Hot Rats ya da Freak out dinlemek sakinleşmenize yardımcı olacaktır.

5) Semaforla üst kurula sunum yapma arzusu



Bunlardan başka etkilerde gözlenebilir. O sizin gözünüze bağlı. Ama içeride pide var ve ramazanın en güzel tarafının sıcak pide olduğunu bilen biri olarak bu işi daha da uzatmak istemiyorum. Sonuçta 112 skeci ardarda izlemek ağız tadını bozmuyor aksine insanın karnını acıktırıyor bu da 6 olsun. Tamam mı?

9/14/2007

Good Old Alex

Herşeyiyle bambaşka bir adamdı Alexander Minto Hughes namı diğer "Judge Dread". Prince Buster'dan ziyadesiyle etkilenmiş bir eski tüfek skinhead reggae yargıcı. Her ne kadar albümlerinin bir kısmını zamanın faşist çizgi roman karakteri Judge Dredd'le olan isim benzerliğinden dolayı yeniyetmelerce almış olsa da İngiliz skinhead reggae geleneğinin son savaşçılarından, tüm zamanların en çok yasaklanan hit'e sahip "guinness sağ olsun" sanatçılarından biri olarak 1988'de bir konser sırasında kendine yakışır şekilde sahnede öldü. Son sözleriyse "Let's hear it for the band...."'di

Hamiş: "skinhead, not a trend it's a tradition..."



Not: Youtube'da samimi bir judge dread videosu bulamıyınca ilk kişisel fan video'umu sıçmış bulunmaktayım. Kamuya duyrulur...

8/31/2007

Dünyayı Kurtaran Adam

Tüm dünyanın nefret ettiği Texas'ın bağrından kopmuş yavru Bush'u bile seçimlerde geçemeyecek kadar karizma yoksunluğu ancak Deniz Baykal'da olur diye düşünenler Al Gore ismini okuyunca "haaa tamam ya pardon biz sadece yerel politikacı olur diye düşünmüştük, haklısın" diyeceklerdir. İşte bu Al Gore nicedir dünyayı kurtarmaya çalışıyor. Bunun içinde live earth serisini yaptı ya hani şu Türkiye ayağı sponsorsuzluk yüzünden iptal edilen (iyi ki de iptal edildi Tarkan'la Lionel Richie düet yapabilir diye kabuslar görmüştüm haftalarca) buyuk konserler serisi. Simdi sen eski gazeteleri falan mi okudun kuzum diyecek olursaniz, asağıdaki videoyu yeni gordum diyecegim. Özel jetiyle gelerek konsere destek veren ve çevreye destek vermek icin atmosferin biraz daha içine sıçan Madonna ile alemin bir tanesi cingene punk'lar Gogol Bordello'nun alameti farikalari beraber La Isla Bonita'dan Lela Pala Pute'ye çılgın atıyorlar. İzleyiverin gari:

8/29/2007

Broken Stones

Haysiyetin sözlük karşılığı Paul Weller ergenlikten çıkıştan beri ağabey modeli olarak bir köşede duruyor. Canlı izlediğimde ne kadar heyecanlandığımı burada anlatmak bir hayli zor. Neyse konuda bu değil zaten. Broken stones'u motown'la yeni yeni haşır neşir olduğum zamanlarda dinlemiştim ilkin, sonrası zaten malum. Blog derler en kabasından sanal mastürbasyon arenasında da defalarca ismini geçirdim. Zaten kaç kişinin adını bu kadar sık telaffuz etme ihtiyacı duyarsınız ki? Gelelim broken stones'a nedense bu şarkının ilk cümlesindeki çakıl taşlarını şeytan olarak söylüyordum mırıldanırken (her sabah bir kuple paul weller yürek söker) bir baktım devils değil pebblesmış. Kendi salaklığıma mı yanayım yoksa smooth criminal'ı anagani vobçek diye söylediğim zamanlara mı bilemiyorum. Ama diyorum ki siz bütün bunları bir kenara bırakın ve aşağıdaki jools holland performansını dinleyiverken aşağıdaki sorunun cevabını verin gari.

Like pebbles on a beach
Kicked around, displaced by feet
Like broken stones all trying to get home.
Like a losers reach
Too slow & short to hit the peaks
So lost & alone trying to get home.

As another piece shatters
Another little bit gets lost
And what else really matters at such a cost?



bakın bundan yaklaşık 10 küsür sene sonra bir Glastonbury akşam üzeri şarkımız ne hale geliyor.

Bir fark yok mu diyorsunuz? Son dakika içindeki harika geçişi dinlediğinizden emin misiniz?

8/26/2007

Aylak Adam


"Mufafassal kıssa başlarsın garip efsane söylersin" alıntılamasıyla başlıyor metin. Yaklaşık 50 sene öncesinden gelerek her geçen gün biraz daha etkiliyor okuru. Türk edebiyatının arıza karakter fabrikası Yusuf Atılgan. Zebercet'in şehirlisi C. karşımızda. İnceden kafkaesk bir durum olsa da burası Prag değil abiler vakitsiz İstabulluyuz. Ayşe'den Güler'e 4 mevsim. Four Seasons Hotel değil bu Sultanahmet Hapishanesi. Vivaldi değil Dede Efendi. Kasaplar, terziler, berberler. Karşılıklar kararnamesi bir adam. Bir adam değil aslında bir erkek. Sorun kimde belli değil. Kimse de üstüne almak istemiyor. Şimdi bu adam için sorumsuz mu diyeceğiz? Sorunsuz diyemeyeceğiz kesin ama. Kadın bacakları, Midas'ın kulakları eşşek kulakları. Kışla başlar güzle biter bir roman bu. Döne döne, döndüre döndüre okumalı.